Mehmet Ali Birand, yüzde 98 engelli Erdal Yalçın’ın hayata tutunma başarısını 11 Ocak 2013’te ‘Bravo Erdal’ başlığıyla köşesine taşımıştı.

Erdal Yalçın, iki yaşındayken geçirdiği felç sonrasında yüzde 98 ‘engelli’ oldu. Ancak hiçbir engel onu durdurmadı ve sağ elinin başparmağıyla şiir, öykü, tiyatro, deneme dahil tam 16 kitap yazdı. Elektrikli tekerlekli sandalyesiyle kitap fuarlarında, metro duraklarında, meydanlarda ve geçitlerde kitaplarını satarak yaşamdan kopmuyor. “Kendi yazdığım kitapları satıyorum” notuyla özellikle de kitap fuarlarının müdavimi. Yalçın’ın yüzü daima gülüyor. Gözlerinde yaşam pırıltısı eksik olmuyor. Hareket etmekte ve konuşmakta zorluk çekse de yazmak onu güçlü kılan adeta bir ‘mucize.’

Anne sırtında okula

Küçükken yüksek ateş nedeniyle hastaneye götürülen Erdal Yalçın, menenjit olduğu halde kızamık teşhisiyle eve gönderildi. Ateş daha fazla yükselince sakat kaldı. Ailesi, 1981 yılında tedavi için Diyarbakır’dan İstanbul’a taşındı. Okuma yazmayı öğrenebilsin diye annesinin sırtında haftada iki gün, Metin Sabancı Spastik Okulu’na götürüldü. Liseyi açıktan okuyarak bitirdi. Şimdi Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Bilgi Yönetimi Bölümü öğrencisi. Baba Kaya Yalçın, “90’lı yıllarda oğlumu sınava bile almıyorlardı. Devlet şimdilerde her sınav için eve iki öğretmen gönderiyor” diyor. Erdal Yalçın, 80’li yıllarda resimleriyle çok sayıda karma resim sergisine katıldı. Umduğu ilgiyi görmeyince çizimi bıraktı. 1990 yılında Fatma Girik ve Halil Ergün’ün oynadığı “Gün Ortasında Karanlık” adlı sinema filminde rol aldı. Filmde, doktor bir anneyi canlandıran Fatma Girik’in engelli oğlunu oynadı. Engelli olmanın dramını, zorluklarını sinemaya yansıttı.

Hiçbir zaman hayata küsmedi, dört elle sarıldı. Yayıncılığa ise 16 yaşında başladı. Yazılarını, şiirlerini dergi haline getirip fotokopiyle çoğaltarak dağıttı. 1995 yılında Diyarbakır’da Engellerle İlgi adlı şehrin ikinci engelliler derneğini kurdu. 10 yıllık çabanın ardından 2004 yılında ilk kitabı ‘Ben Bendi’yi yayımladı. İlk üç kitabının sponsoru vardı. Sonra yazdığı 14 kitabı ise kazandığı paralarla çıkardı. Kitaplarının ikisi çocuklar için: Çocukların Aklına Gelen Sorular ve Çocukların Başucu Kitapları. Eserlerinde, yaşama sevinci, aşk, dostluk, hayal etmek, hayat mücadelesi ve sevgi kavramlarını işliyor. “Biz Aşkımız İçin Öldük” kitabında töre cinayetlerini konu edinmiş. “Ben Taşı Delen Ot Gibiyim” kitabında, engel tanımazlığını en iyi şekilde dile getiriyor. Baskıların, engellerin yıldırdığı engellilere ‘yaşamın içinde olmalarını’ tavsiye ediyor. “Gülmek Yasak Mı?” adlı şiir kitabında, engellilerin toplumdan uzaklaştırılması ve büyük bir soru olarak aşkı anlatıyor. “Bırakın Beynimiz Özgür Kalsın” isimli kitabında yer alan “Ayna” isimli öyküde, kötülükleri yüzünden aynaya bakamayan insanın kalp sesi oluyor. Yalçın’ın, “Ey Hayat Alacağım Var Senden” adlı son kitabı ise kişisel gelişim kategorisinde.

Yazdığıma inanmıyorlar

Kitap benim için yaşayan bir hayat. Zamanı durduran tek şey” diyen Yalçın, okura ulaşmak için elinden geleni yapıyor. Yazarken en çok anne ve babasının sonra da okuyucularının desteğini görmüş. “Ancak yazdığıma inanmayanlar da var” diyor ve ekliyor: “Ben yazıyorum, ben basıyorum ve ben satıyorum.” Kitaplarının daha çok insana ulaşmasını, İngilizce çevirisinin yapılmasını istiyor. Yalçın’ın gazetecilik yapma ve miletvekili olma hayali de var. Elleri ve ayakları tutmuyor ama Erdal Yalçın hep gülüyor. “Her zaman umut var” diyor. Dik duruşuyla yürek ülkesinin kelimelerini sunuyor bizlere. “Sen ne güzel bir ağaçsın” deyince,“Hayır, ben yalnızca toprağım” karşılığını veriyor. “Erdal aramızda seni ‘büyük öğretmen’ diye konuşuyoruz” deyince de aynı mütevaziliği sürdürüyor: “Hayır, ben öğrenciyim”

Cumhuriyet, MEHMET KIZMAZ, Orijinal haber metni için tıklayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü