SON KİTABIM ÇIKTI: Ey Hayat Alacağım Var Senden

Kişisel Gelişim Kitabı


Merhaba değerli okuyucum!
Ey hayat alacağım var senden diyorum!

Çünkü şu dünyada az çok herkesin bu hayattan alacağı bir şeyleri olduğunu düşünüyorum!

Bu biraz isyankarlık olabilir mi ?
Bu bir isyan değil bence…

Ben engelli bir bireyim!
Her engelli çocuk gibi bazı şeyler içimde kaldı.
Ama olsun bazı şeylerde de çok başarılı oldum.

Mesela hayatı çok sevmekte başarılı oldum!
Nasıl mı?

İnsanları hep sevdim!
Ve her zaman da sevmeye devam edeceğim.
Hayatımızda aksilikler olabilir!
Ama sen yine de hayatı sevmeye devam et!
Sevgi her şeyin ilacıdır!
Bunu unutma.

Hayatımızda ne kadar kötü hadiseler olursa olsun!
Sevgi tüm güzelliklerin önüne geçecektir!

Şu yaşadğımız dünya ne kadar çirkin değil mi?
Bazen böyle düşünüyorum!
Bazen de çok mutlu oluyorum dünya gözüme harika bir yer gibi geliyor!

Milliyet Gazetesi: Tek Parmağına 15 Kitap Sığdırdı

22.TÜYAP İzmir Fuarı – Tek Parmağına 15 Kitap Sığdırdı – 24/4/2017 | Orijinal metin için tıklayınız.

22.TÜYAP İzmir Fuarı – Tek Parmağına 15 Kitap Sığdırdı

İzmir Kitap Fuarı’nda, tek parmağıyla yazdığı 15 kitabı satışa sunan yüzde 98 engelli 42 yaşındaki Erdal Yalçın, “Kitap benim için yaşayan bir hayat” dedi.

İstanbul’da yaşayan Diyarbakır doğumlu Erdal Yalçın, tekerlekli sandalyesi ile geldiği İzmir Kitap Fuarı’nda tek parmağıyla yazdığı 15 kitabı satışa sundu. Okula hiç gitmeyen, okuma yazmayı eve gelen öğretmenler ve annesinden öğrenen 42 yaşındaki Yalçın, yazmaya 16 yaşında tek bir parmağıyla başladığını ve şimdiye dek 15 kitap yazdığını söyledi.

Engelliler yaşamın içinde olsun

Kitapları “yaşayan hayat” olarak gördüğünü belirten Yalçın, “Yazmaya 16 yaşında başladım. ‘Bir kitabım olsun’ dedim, Allah bana 15 kitap nasip etti. Hayatımda hiç okula gitmedim. Okumayı annemin sayesinde öğrendim. Kitap benim için yaşayan bir hayat. Zamanı durduran tek şey kitaptır. Engellilere yaşamın içinde olmalarını tavsiye ediyorum. Yaşamın içinde oldukça bizi kabul ederler” diye konuştu.

Oğlumla gurur duyuyorum

Erdal Yalçın’a destek olmak için İzmir Kitap Fuarı’na gelen babası Kaya Yalçın ise “Oğlum 2 yaşında menenjit geçirdi. Tekerlekli sandalyede yaşıyor. Şimdi hayali gazetecilik okumak. Biz de ona destek oluyoruz. Onunla gurur duyuyorum” dedi.

Video: Erdal Yalçın 22. TÜYAP İzmir Fuarı’nda edebiyatın farklı dallarında yazdığı kitaplarını okurlarla buluşturdu

Erdal Yalçın

22. TÜYAP İzmir Fuarı – Tek Parmakla Yazdığı Kitaplarını Fuarlarda Okurla Buluşturuyor

24.4.2017 AA | Video söyleşi – 22. TÜYAP İzmir Fuarı, 24/4/2017 | Orijinal video için tıklayınız.

Çoçukken geçirdiği rahatsızlık sonucu beyin felci geçiren Erdal Yalçın (42), kullanabildiği tek parmağıyla edebiyatın farklı dallarında yazdığı kitaplarını, babasıyla katıldığı fuarlarda okurla buluşturmaya çalışıyor.

Ailesiyle İstanbul’da yaşayan Diyarbakır doğumlu engelli yazar Erdal Yalçın, kitaplarını tanıtmak ve okuyucuyla buluşmak için babası Kaya Yalçın eşliğinde tekerlekli sandalyesiyle 22. TÜYAP İzmir Fuarı’na konuk oldu.

Fuarda tekerlekli sandalyesine monte ettiği stant üzerinde bugüne kadar kaleme aldığı 15 kitabını, bireysel çabasıyla okurla buluşturmaya çalışan Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugüne kadar İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir’deki kitap fuarlarına katıldığını belirtti.

Yalçın, şiir, öykü, çocuk, tiyatro ve kişisel gelişim dallarında basılı 15 kitabı bulunduğunu, 16’ncısının da baskı aşamasında olduğunu belirterek, fuarlara katılarak bir taraftan kitaplarını tanıtmayı bir taraftan da insanlara küçük de olsa bir şeyler yapabileceğini ispatlamayı amaçladığını ifade etti.

Baba Kaya Yalçın da oğlunun dışarıdan liseyi bitirdiğini ve kitaplarını tek parmağıyla dizüstü bilgisayarda yazdığını belirterek, oğlunun kitaplarını tanıtabilmesi için imkan verildikçe fuarlara katıldıklarını dile getirdi.

Video: Kendi Ağzından Erdal Yalçın

Video: Bir Umut İnsanı: Erdal Yalçın

Bir Umut İnsanı Erdal Yalçın

Bir Umut İnsanı: Erdal Yalçın

Muhabir: Caner Gürbüz, Kamera: Mehmet Kızmaz | Video söyleşi – 4/6/2016 | Orijinal video için tıklayınız.

Kimimiz ilk kez bir tiyatro oyunu çıkışında otobüs durağında “Dünyanın engelliler için ne kadar adaletsiz” olduğuna dair bir sohbette kulak misafiri olduk onun ismine, kimimiz “Kendi Yazdığım Kitapları Satıyorum” yazısıyla Ankara Kitap Fuarı’nda, kimimiz ise onu ilk kez merhum M.Ali Birand’ın 11 Ocak 2013’teki “Bravo Erdal” manşetiyle köşe yazısında okuduk… Ama insanlar onu daha çok tanıtım günlerinde, yüzü daima gülerken, gözlerinde zeka ile karışık yaşam pırıltısı parlarken görüyorlar. Anlatmamıza gerek yok zaten fuara girerken tekerlekli sandalyesinden sıcak gülüşü ve selamı sizi kendisine hemen çeker. Hareket etmekte ve konuşmakta güçlük çekse de yazmak onu hayatta güçlü kılan adeta bir “mucize”. Tam 15 kitabı var Erdal Yalçın’ın. Bizce bu engel tanımayan şair’in mısralarında bilmediğimiz bir dünya olmalı.

Elinde her şey mevcut olan bizler bile bazen her şeyden şikayetçi olup, insanları dert edip karamsarlığına bürünmüyor muyuz? İşte burada bir ses “Her zaman umut var!” diyor. Bir yol arıyoruz, güneşe erişmek için mücadeleler içinden. Erdal Yalçın hep gülüyor, elleri ve ayakları tutmuyor ama Erdal’ın yüreği nasıl uçsuz bucaksız bir ülkeyse yürek ülkesinin kelimelerini sunuyor bizlere.

Erdal her şeyden önce hayata karşı olan dik duruşuyla bizlere hep bir şeyler söylüyor. Erdal’a “Sen ne güzel bir ağaçsın.” deyince “Hayır, Ben yalnızca toprağım.” diyor. “Erdal seni aramızda ‘Büyük öğretmen’ olarak konuşuyoruz.” deyince “Hayır, ben öğrenciyim.” diyor. Erdal kitabına da verdiği isim gibi kendine “Ben Taşı Delen Otum” der..

Herkesin hayatında Erdal gibi umut ışıkları olmalı. Ellerinde birbirinden güzel meyveler bulunup aslını, toprağını ve umudunu unutmayan; hatırlayan, hatırlatan…

Erdal Yalçın Kimdir?

Erdal Yalçın 1975 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. 2 yaşındayken geçirdiği felç sonrasında %98 engeli olan Erdal Yalçın şuan 41 yaşında.

Babası | Kaya Yalçın bu durumu şöyle ifade etmektedir: “Erdal’ı yüksek ateşten dolayı hastahaneye götürdüm. O zaman kızamık dediler. Eve götürdüm ama ateşi daha fazla yükselince özel bir doktora götürdüm. Erdal’ın kızamık değil menjit olduğunu söyledi. Yani doktorun yanlış teşhis ihtimali nedeni ve tedavisinin gecikmesinden sonra o günden beri sakat kaldı.” Ailesi tarafından bir çok doktora götürülmesine rağmen sakatlığına çare bulunamaz. 1981 yılında tedavisi için Diyarbakır’dan İstanbul’la taşınırlar. Burada da tedaviye rağmen bir çare bulunamaz.

Eğitim hayatı | İlkokul boyunca annesi Erdal’ı sırtında götürüp getirmeye çalışır. Okuma yazmayı Metin Sabancı Spastik Okulunda öğrenir. Erdal liseyi de şuan açıktan okuyor. O yılları anlatan baba Kaya Yalçın, 90’lı yıllarda oğlumu sınava bile almayan devletin şimdilerde her sınav için eve iki öğretmen gönderdiğini söylüyor.

Erdal | 80’li yıllarda resim yapıp bir çok karma resim sergisine katılır. Bir müddet sonra resim sanatının ilgi görmediğini (değer verilmeyince) anlayınca bırakır. 1990 yılında başrollerini duayen Fatma Girik, Halil Ergün ile paylaştığı “Gün Ortasında Karanlık” adlı sinema filminde oynar. Doktor bir anneyi canlandıran Fatma Girik ile engelli oğlunun dramını anlatan filmde başrol oynadığı tekerlekli sandalyeye mahkum olan Erdal Yalçın, bir engellinin yaşadığı zorlukları sinemaya yansıtır. Bu engelleri şimdi de şiirlerinde, kitaplarında yazarak anlatır. Hiçbir zaman hayata küsmeyen Erdal Yalçın dört elle hayata sarılır. 16 yaşında yazmaya başladı. İlk olarak yazmakla başlar. Daha sonra yazılarını, şiirlerini dergi haline getirip fotokopi çekip çağaltarak dağıtır.

1995’te ailevi nedenlerle gittiği Diyarbakır’da şehrin ikinci engelliler derneğini (Engellerle İlgi) kurar. Bir süre başkanlığında bulunur ve tekrar İstanbul’a döner. Dernek hala faaliyet yürütmektedir. Erdal 10 yıl uğraştıktan sonra 2004 yılında bulduğu bir sponsorla ilk kitabı olan “Ben Bende”yi çıkarıp ilk üç kitabını sponsor aracılığıyla çıkardıktan sonra 12 kitabını da diğer sattığı kitapların parasıyla çıkarır.

O hayatında tüm engelleri aşmış dahası kalbi ile kitabı bir olan”Erdal Yalçın”.

Genelde şiir kitapları olmak üzere öykü, tiyatro kitapları da yazmıştır. Çocukları unutmayan Yalçın, çocuklar için de “Çocukların Aklına Gelen Sorular” ve “Çocukların Başucu Kitapları”nı yazdı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da ağırlıklı olarak işlenen töre cinayetlerini dikkat çekmek için de “Biz Aşkımız İçin Öldük”kitabını yazmıştır. Bunların dışında “Ben Taşı Delen Ot Gibiyim” kitabını içtenlikle yazmış. Kitap engellerin engel tanımazlığını en iyi şekilde dile getirirken kitabın adından da anlaşılabileceği gibi baskıların, engellerin bizi yıldırmaması gerektiği mesajını verir. Kitaplarından bir diğeri “Gülmek Yasak Mı?” şiir kitabında engellilerin toplumda nasıl uzaklaştırıldığını ve aşkın kendileri için ne büyük bir soru olduğunu anlatır. “Bırakın Beynimiz Özgür Kalsın” isimli kitabında yer alan “Ayna” isimli öyküde yaptığı kötülüklerden dolayı aynaya bakamayan insanın kalp sesi oluyor Erdal.

Karar Gazetesi: Yüzde 98 engelli olan 41 yaşındaki Erdal Yalçın tek parmağıyla 15 kitap yazdı

İşte yok artık dedirten Erdal Yalçın’ın başarı hikayesi…

kitaplarım ve ben

Yüzde 98 engelli olan 41 yaşındaki Erdal Yalçın, zorlukla kullanabildiği tek parmağıyla 15 kitap yazdı. Yetmedi, bu büyük engeline rağmen dergi bile çıkarmaya başladı. İşte yok artık dedirten Yalçın’ın başarı hikayesi…

Yüzde 98 engelli olan 41 yaşındaki Yalçın, henüz 2 yaşındayken geçirdiği havale sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Engelli olduğu için okula gidemedi ama küçükken annesinin götürdüğü çocuk spastik derneğinde okuma yazma öğrendi. Henüz çocukken yazmaya hevesi olduğunu söyleyen Erdal Yalçın, zorlukla kullandığı tek parmağıyla 15 kitap yazdı. Bununla da yetinmedi, bir de dergi çıkarmaya başladı. İnsanlara herkesin mutlaka küçük de olsa yapabileceği bir şeyler olduğunu kanıtlamak isteyen Yalçın, bu zorlu ama bir o kadar da başarılı hayat hikayesini şöyle anlatıyor:

GEÇİMİMİ YAZARAK SAĞLIYORUM
Yüzde 98 engelli olan 41 yaşındaki Erdal Yalçın, tek parmağıyla 15 kitap yazdı
İnsanları ve tüm yaratılan canları çok sevin diyen Yalçın, “80’li yıllarda resim yapıyordum, birçok karma resim sergisine katıldım. Ülkemizde resim sanatına pek rağbet olmadığını anladım ve resim yapmayı bıraktım. Çünkü geçimimi bir şekilde sağlamak zorundaydım. Aslında edebiyatta en çok şiiri seviyorum. Kendimi şair olarak nitelendirebilirim. Ama şiir kitaplarına da ilgi olmadığı için öyküler yazdım. Eğitimimi dışarıdan tamamlayarak üniversite sınavlarına girdim. Az bir puanla kazanamadım. Ama pes etmeyeceğim. Seneye tekrar sınava gireceğim” dedi.

Engelim başarıma engel değil. Geçimimi yazark sağlıyorum. Erdal Yalçın

ENGELİM BAŞARIMA ENGEL DEĞİL
“İnsanoğlu her ne olursa olsun kendine acımamalı. Çünkü insanoğlu eşref-i mahlukattır. Yani yaratılmışların en şereflisi anlamına gelir. Bu da Allah’ın insanoğlunu ne kadar çok önemsediğinin kanıtı değil mi? Öyleyse her zor anımızda yıkılmayıp, zayıf yönlerimizi unutup güçlü taraflarımızı ortaya çıkarmalıyız. Ben kitap yazmaya başlarken insanlara bir mesaj vermek istedim. Engelliyim ama bunun başarılı olabilmeme engel olmadığını göstermek istedim. 16 yılda 15 kitap yazdım. Bu kitapları kendim satarak paramı kazanıyorum. Bundan çok mutlu oluyorum. Benim yaşadığım bu mutluluk tarif edilemez. Yazmaya devam edeceğim.”

Yüzde 98 engelli olan 41 yaşındaki Erdal Yalçın, tek parmağıyla 15 kitap yazdı

HAYALİM MİLLETVEKİLİ OLMAK
“Türkiye’de birçok kişi kitabımı okudu. İki büyük hayalim var, ilki bir gün tüm insanların kitaplarımı okuması, ikincisi de engellilerin haklarını savunabilmek için milletvekili olmak. Ben toplumumu seviyorum. Toplumsal sorunlara eğilmeyi istiyorum. Bugüne kadar birçok kitap fuarına katıldım. 14 Mayıs’ta da Kocaeli Kitap Fuarı’na katılacağım. Bu konuda TÜYAP’ı eleştirmek istiyorum. Yayınevleriyle çalışmadığım için beni fuara kabul etmiyorlar. Yayınevi olmadan değil yazar olmadan kitap olmaz.”

FATMA GİRİK’LE FİLMDE OYNADI
Erdal Yalçın, 1990 yılında başrollerini duayen oyuncular Fatma Girik ve Halil Ergün’ün paylaştığı “Gün Ortasında Karanlık” adlı sinema filminde de rol aldı. 1995’te de ailevi nedenlerle gittiği Diyarbakır’da ilin ikinci engelli derneğini kurdu ve bir süre başkanlığını yaptı. Daha sonra tekrar İstanbul’a döndü. 10 yıl uğraştıktan sonra 2004 yılında bir sponsor bulup ilk kitabını çıkardı.

Karar Gazetesi EREN TAŞAR/ÖZEL HABER – 29 Nisan 2015 Cuma – 15:39| Orijinal metin için tıklayınız.

Kişisel Gelişim Serisi’nden İlk Kitabım: Bana Hayatı Öğretir Misin?

Kişisel Gelişim Kitabı

Merhaba değerli insan adın, dilin, dinin, rengin ve kişiliğin ne olursa olsun sen herşeyden önce bir insansın.

Ne diyor yüce Allah?
Biz size kendi ruhumuzdan üfledik böylece yaratılmışların en şereflisi kıldık.

Yani bu demek oluyor ki!
Biz insanlar Allah’ın yer yüzündeki temsilcileriyiz.
O’na yakışır kullar olmalıyız.

İnsan olmalıyız her şeyden önce hayatı paylaşmalıyız.
Yaşamı paylaşmak nasıl olur diyeceksin belki de?
Bak hayatı nasıl ve neden paylaşmalıyız anlatayım!
Ey insan olduğu için değerli varlık sen sana bahşedilen şeyleri Allah rızası için bir başkasıyla paylaş.
Bu hem senin içini rahatlatacak hem de darlıkta olan insan ise darlıktan kurtulacaktır.
Malımızı mülkümüzü lütfen ona sahip olmayanla paylaşalım…
Bu hem bir sevaptır içimize huzur verir, hem de rahatlığı sağlar.

Ruha bir dinginlik bir huzur verir.
Bu da ruh sağlığımıza çok iyi gelir.
Mutluluğumuzun yegane temeli iyilik yapmaktır…

İyilik yap iyilik bul ya da iyilik yap at
denize balık bilmezse Halik bilir…
Diyor atalarımız!

Hiç kimse yaptığı iyilikten dolayı zarar görmez.
O kişi’nin iyiliği döner dolaşır o insanı bulur.
Bakın kötülük de aynıdır.

Kötülük de döner dolaşır en sonunda sahibini yakalar.
Madem ki iyilik de bizim kötülük de bizim…
Neden kendimize kötülük yapıyoruz?
Ey değerli insan biz başkasına iyilik yapmakla ona iyilik yapmıyoruz!
Aslında biz kendi nefsimize iyilik ediyoruz.
Kötülük de böyledir…

Erdal Yalçın, Hayata Tutunmak

Şöyle diyor Erdal Yalçın, “Hayallerimize dokunmayın, bırakın beynimiz özgür kalsın.”

1975 yılında dünyaya gelen, engelli olduğu için hiç okula gidemeyen, küçüklüğünden itibaren yazmaya ilgi duyan, şiir, kısa hikayeler, makaleler yazan, “Amacım, her insanın mutlaka küçük de olsa yapabileceği bir şeyler olduğunu kanıtlamaktı”, diyen Yalçın, 1990 yılında, baş rollerini Fatma Girik ve Halil Ergün’ün paylaştığı “Gün Ortasında Karanlık” adlı sinema filminde oynamış.

1995’te, ailevi nedenlerle gittiği Diyarbakır’da Engellerle İlgi Derneği’ni kurmuş ve bir süre başkanlığını yapmış. Daha sonra İstanbul’a geri döndüklerinde, içindeki kitap çıkarma arzusunu, on yıl uğraştıktan sonra 2004 yılında bulduğu bir sponsor sayesinde gerçekleştirmiş ve ilk kitabını çıkarmış. Üçüncü kitabından itibaren sattığı kitaplarının geliriyle kendisi artık kendisi çıkarmaya başlamış. On ikinin üzerinde yazdığı kitap bulunmaktadır.

Onunla, tatil için gittiğim bir beldede karşılaştım. Tekerlekli sandalyesinin hemen üzerine bir pano konulmuştu. Panoda, sergilediği kitaplarını kendisinin yazdığını belirten bir yazı vardı. İlgimi çekti ve yanına gidip onunla tanıştım. Yanımda torunum Lidia vardı. Kendimi tanıttım. Hafif bir tebessüm ile “Merhaba”, dedi. O an anladım ki, konuşmasında da bir problem vardı. Bütün dikkatimi toplayarak söylediklerini anlamaya çalıştım.

Bana torunumun adını sordu, ben de Lidia dedim. Biraz duraladıktan sonra bir şeyler söyledi, bir türlü anlayamadım. Ama onu kırmamak için hafif bir gülümseyişle başımı salladım. Şöyle bir baktı yüzüme ve dedi ki: “Anlamadın ne dediğimi, değil mi?” Çok utandım, başımı sallayarak “Evet”, dedim ve daha yakınlaşarak,

“Ne demiştin?”, diye sordum. Güldü ve dedi ki, “Torununun adı eski bir medeniyetin adı ve ilk parayı onlar bulmuşlar.” Kıpkırmızı oldum. Biraz daha konuştuktan sonra birkaç kitabını aldım. Bir süre konuşmaya devam ettik.

Ailesinden her zaman ilgi görmüş, duygu dolu, yılmadan yazan bir genç Erdal Yalçın… Kitaplarında ailesi için şu cümleleri yazmış;

“Kendileri manevi olarak o kadar büyükler ki, benim gözümde bu dünyaya sığmıyorlar. Ama küçücük kalbime sığıyorlar.”

Erdal Yalçın, seni tanıdığım için, benimle konuştuğun için çok mutlu oldum. Sen çok özelsin. İyiliklerde kal… Kalemin hiç tükenmesin… SEVGİ HİÇBİR ENGEL TANIMAZ…

Her gününüz dünden daha iyi olsun. Zeren DAĞDEVİREN

Erdal Yalçın’a ulaşmak isteyenler; 0539 965 61 22
erdalyalcin00@hotmail.com
erdalyalcin09@gmail.com
Zeren Dağdeviren – Alierenin Dünyası – 9/3/2016 | Orijinal metin için tıklayınız.

Engelleri aşan bir gönül insanı: Erdal Yalçın

erdal-yalcin-dunyabizim

Engelleri aşan bir gönül insanı: Erdal Yalçın

Erdal Yalçın, hayat sahifesine altın yaldızlarla hüsn-i misalini nakşeden biri. Bedensel engeli var. Ama Erdal’ın yüreği nasıl uçsuz bucaksız bir ülke… Yürek ülkesinin kelimelerini sunuyor bizlere. Özge Sena Bigeç yazdı.

Erdal’ı nasıl anabilir, nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Bu gerçekten kolay olmayan bir şeydi. Zira Erdal Yalçın, hayat sahifesine altın yaldızlarla hüsn-i misalini nakşeden biri. Bedensel engeli var. Ellerini ve ayaklarını kullanamıyor. Ama Erdal’ın yüreği nasıl uçsuz bucaksız bir ülke… Yürek ülkesinin kelimelerini sunuyor bizlere. “Bırakın Beynimiz Özgür Kalsın” diyor yayınladığı 10. kitabında. Nezaket sahibi, evvela teşekkür ediyor okuruna: “Bana destek veren öncelikle aile bireylerine teşekkür ederim. Kendileri manevi olarak o kadar büyükler ki benim gözümde bu dünyaya sığmıyorlar ama küçücük kalbime sığıyorlar. Tüm can dostlarıma, daha sonra sana çok teşekkür ediyorum.”

Her insanın yapabileceği güzel şeyler var
Yazmak, resmetmek, insanlara içindeki güzellikleri hediye etmek Erdal’ın mutluluk kaynağı. Önce küçük hikayeler ve makaleler yazarak başlar yayın hayatına. Sonra dergi yapıp fotokopiyle çoğaltmaya başlar. “Bundan sonra kendimi daima geliştirmeye çalıştım. Hep ileriye, daima ileri baktım” diyor. “Benim amacım her insanın mutlaka küçük de olsa yapabileceği bir şeyler olduğunu kanıtlamak.”

Engelinden dolayı hiç okula gidemez Erdal. Fakat hayatı kendine okul eder. Bol meyveli ağaç gibidir artık o. Hayatının bir döneminde resimler yapar, karma resim sergilerine katılır, Diyarbakır’da engellilerle ilgili dernek kurar. 2004 yılında ilk kitabını yayınlar. “İlk iki kitabımı sponsor aracılığı ile çıkardım. Üçüncü kitaptan itibaren kendi kitaplarımı satarak kitaplarımı çıkardım” diyor.

Toplumu onaran hikayeler
“Bırakın Beynimiz Özgür Kalsın” isimli kitabında yer alan “Ayna” isimli öyküsünde, yaptığı kötülüklerden dolayı aynaya bakamayan insanın kalp sesi oluyor Erdal. Onu pişmanlık denizlerinde yüzdürüyor ve insanlığa iyi olmayı, iyi kalmayı öğütlüyor. Ayeti hatırlıyoruz: “Kafir de ‘Ne olurdu’ der, ‘Ben bir toprak olaydım.’” (Nebe / 40)

“Gofret İstiyorum Anne” isimli öyküsünde bir annenin ihmalini işliyor. “Garip”te ise soğukta titreyen kediye gösterilen şefkati. Her bir hikaye hayata dair mesajlar içeriyor. Kimi zaman bir kayınvalidenin menfi manadaki iç sesini susturuyor, kimi zaman nar tanem dediği eşinin şehit olması karşısında düşmana gözyaşını dahi göstermeyen asil bir kadını yazıyor.

Ben yalnızca toprağım
Erdal her şeyden önce hayata karşı güzel duruşuyla bizlere hep bir şeyler söylüyor. “Erdal” diyorum, “sen ne güzel bir ağaçsın…” “Hayır” diyor Erdal, “Ben yalnızca toprağım…” Bir başka gün Erdal’ı “Büyük öğretmen” olarak tanıtıyorum dostlara. Gülümseyerek yine “Hayır” diyor Erdal, “Ben öğrenciyim.”

Herkesin hayatında bir Erdal olmalı. Ellerinde birbirinden güzel meyveler ve ‘aslı’nı, topraklığını unutmayan… Hatırlayan ve hatırlatan.

dunyabizim.com Özge Sena Bigeç – 31/10/2015 – 08:08| Orijinal metin için tıklayınız.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Facebook
Facebook
Twitter